Prof.Dr.Sedat ÇAĞLI - Tiroid - Paratiroid Cerrahisi | Tiroid Cerrahisi
 

       
 















  Prof.Dr.Sedat ÇAĞLI - Tiroid - Paratiroid Cerrahisi | Tiroid Cerrahisi
 

Tiroid neoplazmları
Tiroid bezle ilişkili neoplazmlar, öncelikle, benign, malign ve davranışı net olarak belirlenemeyen neoplazmlar olarak  ayırt edilebilir.

Tiroid bez tümörlerinin histolojik sınıflandırması (WHO)

Tiroid adenomları ve ilişkili lezyonlar       

Tiroid karsinomları 

Foliküler adenom

Hyalinize trabeküler tümör

Papiller karsinom

Foliküler karsinom                            

Diğer tiroid tümörleri

Anaplastik karsinom

Teratom*

Primer lenfoma ve plazmositom

Ektopik timoma*

Kötü diferansiye karsinom

Yassı epitel hücreli karsinom

Mükoepidermoid karsinom

Anjiyosarkom

Düz adale tümörleri

Eozinofili ile olan sklerozan MEK

Müsinöz karsinom

Periferik sinir kılıfı tümörleri

Paragangliom*

Medüller karsinom

Mikst medüller ve foliküler hücreli karsinom

Soliter fibröz tümör

Foliküler dentritik hücreli tümör

Timus benzeri diferansiasyonlu iğsi hücreli tümör

Timus benzeri diferansiasyon gösteren karsinom

Langerhans hücreli histiyositozis*

İkincil tümörler

 


MEK:Mukoepidermoid karsinom, * Davranışı belirlenemeyen tümörler.


İyi huylu tümörler-benign neoplazmlar

Tiroid adenomu
Foliküler dokudan gelişen ve en çok kadınlarda özellikle 30 yaştan sonra gözlenen adenom en sık gözlenen tiroid tümörüdür.
Foliküler adenomlar genel olarak kapsüllü, soliter(tek) lezyonlardır ve değişik büyüklükte olabilirler. Tümör içerisine kanama ve nekroz, kalsifikasyon veya tümörde kistik dejenerasyon gözlenebilir.

Atipik adenomlar metastaz yapma kabiliyetindedirler ve erken bir foliküler karsinomdan ayırt edilmeleri gerekir. Bu iki tümörün ayırıcı tanısının sitolojik inceleme ve frozen ile yapılması son derece zordur. Hürthle hücreli tipler ise en önemli şekiller olup diğer Hürthle hücreli tiroid patolojileri ile karıştırılmamalıdır. Berrak hücreli bir adenom ile paratiroid adenomu ve renal karsinom metastazı arasında ayırıcı tanı gerekebilir. Böyle bir durumda immünohistokimyasal çalışmalara ve tiroglobulin boyanmasına ihtiyaç vardır. Bu şekil ayrıca foliküler karsinomun berrak hücreli şeklinden de ayırt edilmelidir.

Tiroid adenomlarının büyük bir kısmının hipofonksiyoner ve 123I sintigrafisinde soğuk nodül ile karakterize olmalarına karşılık çok az bir kısmı sıcak nodül ile belirginleşen otonom fonksiyon gören nodül şeklinde olabilir. Özellikle hiperplastik foliküler adenomlar aşırı hormon yapımı ve değişik derecelerde tirotoksikoz tablosu ile birlikte olabilirler.

Otonom ve aşırı fonksiyone eden tiroid adenomları daha ziyade yetişkinlerde ve kadınlarda gözlenir. Sıcak nodüller nadiren maligndir. Birlikte gözlenebilecek malignansiler çoğunlukla tesadüfi olarak bulunan papiller tiroid kanseridir ancak nadiren agresif bir foliküler karsinom birlikteliği de mümkündür.

Foliküler adenom tanısı, genellikle, ince iğne aspirasyon biyopsisi (İİAB) ile şüphelenilmiş nodülün cerrahi sırasındaki bulguları ve  histopatolojik incelenmesi sonrasında konulur. Foliküler karsinomdan ayırt edilebilmesi için kapsül ve damar invazyonu bulunup bulunmadığı mutlaka araştırılmalıdır. Yüksek düzeyde hücre içeren adenomlarda İİAB’ nin benign/malign ayırımında  yetersizliği cerrahi girişim endikasyonunu gündeme getirecektir.

Tedavide, nodülün tamamını çevresinde normal tiroid dokusu ile birlikte çıkartacak şekilde bir girişimin (nodülektomi) yeterli olabileceği şeklinde yaklaşımlar olmasına karşılık kanaatimizce total lobektomi daha güvenilir olacaktır. Geçirilmiş radyasyon hikayesi bulunan hastalarda bir lobun tamamını, istmusu ve karşı lobun çok az bir kısmını geride bırakacak şekilde yapılacak, totale yakın, bir tiroidektomi daha uygun bir seçim olacaktır. Genel olarak geride kalan, sağlam bir lop, normal fonksiyonların sürdürülebilmesinde yeterli olabilmekte, böylece  hastanın ötiroid kalması sağlanabilmektedir. Tiroid bezin büyük bir kısmının çıkartıldığı durumlarda  1.6 ?g/kg/gün olmak üzere L-tiroksin (T4) verilmesi yeterli olacaktır.

Hyalinize trabeküler adenom
Hyalinize trabeküler adenom, foliküler hücre kökenli nadir bir tümör olup trabeküler bir şekil ve trabeküller arasında belirgin hyalinizasyon ile karakterizedir. Kadınlarda ve 40’ lı yaşlarda daha fazla gözlenir. Tümör genellikle tek ve asemptomatik bir kitle ile kendini gösterir. Bu tümörlerin çok büyük bir kısmı benign bir  klinik seyir gösterir ve bu şekilde ele alınmalıdır. Ancak, hyalinize trabeküler adenomların medüller ve papiller tiroid karsinomlarını taklit edebileceği unutulmamalıdır.

Teratom
Hayatın erken dönemlerinde görülen, kistik ve benign olanlar ile erişkinlerde gözlenen ve malign olanlar olmak üzere tiroid teratomları klasik olarak iki tiptir. Thompson ve ark, tam olarak olgunlaşmamış alanların varlığı ve derecesine göre bir üçüncü şekil tanımlamıştır.

Yeni doğanlarda gözlenen teratomlar;  konjenital, olgun kistik dokulardan yapılı, benign karekterli kitleler olup bunların tedavisinde total tiroidektomi ve takiben tiroid hormon desteği uygun olacaktır.
Daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde teratomlar; nöroepitel dokudan yapılı olup, malign, hızla rejyoner ve uzak metastaz yapar niteliktedir. Bunlarda cerrahi, radyoterapi ve kemoterapinin kombine kullanılması gerekebilecektir.

Tiroid kistleri
Tiroid kistleri doğumsal-gelişimsel anomalilerden, malign neoplastik lezyonlara kadar değişen bir yelpazedeki patolojilerle ilişkili olabilir. Tiroid kistlerinin büyük bir kısmı geçirilmiş bir kanlanma eksikliği sonrası içerisinde nekroz gelişmiş nodüllerdir. Çok az bir kısmı epitel ile döşeli hakiki kistlerdir.
Papiller karsinomların % 25’ inde tümör içi nekroz gelişir ve ultrasonografide (US) bunlar karmaşık şekilde solid ve kistik lezyon olarak tanımlanırlar. Tiroid kisti tanısal bir deyim olmaktan ziyade çeşitli lezyonları tarif eden bir tanımlamadır.
 
Paratiroid kistleri ve tiroglossal kistler bazen yanlışlıkla tiroid nodülü ile karıştırılabilirler. Ayırıcı tanıda US ve İİAB yararlı bilgiler verecektir. Paratiroid kistleri berrak bir sıvı içerirler ve bu sıvıda yüksek oranda parathormon vardır. Tiroglossal kist sıvısı içerisinde kolumnar epitel içerir.

Tiroid kistlerinin tedavisi genellikle kistin aspirasyonu (çoğu kez birden fazla yapılması gerekir), aspirasyonu takiben kist içerisine etanol veya tetrasiklin injeksiyonu veya cerrahi olarak çıkarılmaları şeklinde olmaktadır. Dört cm’ den büyük kistlerde, yüksek nüks ve yüksek oranda malignansi olasılığı nedeniyle cerrahi çok daha uygun bir yaklaşım olacaktır. Tiroid kistlerinin küçültülmesinde tiroid hormonları ile plasebo arasında önemli farklılık saptanmamıştır.

 
   
  Bu sitede yayınlanan bilgiler sadece eğitim ve bilgi paylaşım amaçlıdır. Burada yer alan bilgiler, tedavi ve teşhis amacıyla kullanılmamalıdır.
  Bu sitede yayınlanan bazı resimler rahatsızlık uyandırabilir.

 

Prof.Dr.Sedat ÇAĞLI - Tiroid - Paratiroid Cerrahisi | Tiroid Cerrahisi

© Copyright 2014 Tüm hakları Prof. Dr. Sedat ÇAĞLI'ya aittir.
İçerikler hiçbir şekilde kopyalanamaz ve herhangi bir yerde kullanılamaz. Bu site en iyi Internet Explorer 7 ve üzerinde görüntülenir.